Hezeyanlı bozukluk veya eski kullanımıyla paranoya sistemli ve değişmez nitelikteki



Yüklə 40.04 Kb.

tarix18.03.2017
ölçüsü40.04 Kb.

Giriş

Hezeyanlı bozukluk veya eski kullanımıyla paranoya sistemli ve değişmez nitelikteki 

non-bizar hezeyanlarla karakterize bir psikiyatrik tablodur. Hezeyan, en kısa tanımıyla 

mantıklı düşünceyle değiştirilemeyen yanlış inançlardır. Dış gerçek yanlış yorumlamalarla 

hezeyan halini alır. Hezeyan tanısını koyarken kültürel değişkenler mutlaka göz önüne 

alınmalıdır. Örneğin cin görülmesi, cin çarpması gibi şikayetlere, içinde bulunan topluluk 

tarafından normal karşılandığında hezeyan demek için daha dikkatli değerlendirilmelidir. 

Ya da sosyoekonomik olarak oldukça geri birinin beni CIA takip ediyor demesi belirgin bir 

şekilde hezeyanı gösterirken, eğitimli birinin benzer şikayeti yine içinde bulunduğu kül-

tür normlarına göre değerlendirilmeilidir. Hezeyanlar bizar ya da non-bizar olabilir. Bizar 

yani Gayri Mümkün Gayri Varit hezeyanlar, saçma, akla uygun gelmeyen, hastanın içinde 

bulunduğu alt kültüründe kabul etmediği, olması  fi zik olarak mümkün olmayan yanlış 

inançlardır. Örneğin; hastanın beynine Marslılar tarafından çip takılıp, davranışlarının kon-

trol edilmesi gibi. Non-bizar yani Mümkün ama Gayri varit hezeyanlar gerçek yaşamda da 

görülebilecek yanlış inançlardır. Örneğin sivil polislerin birini takip etmesi mümkündür, 

ama olmadığı halde bunu varmış gibi kabul etmek bir non-bizar hezeyandır. Hezeyanlar 

başta şizofreni olmak üzere birçok psikiyatrik hastalıkta görülebilir. Hezeyanlı bozuklukta 

sistemli hezeyan dışında başkaca belirgin bir semptomatoloji görülmez.



Tarihçe

Daha önceleri Paranoid Bozukluk, veya Paranoya olarak da bilinen hezeyanlı bozukluk 

tarihin eski dönemlerinden beri bilinmektedir. 1863 de Kahlbaum zihinsel olan ve kısmi deli-

lik olarak adlandırdığı ayrı bir grup hastada ilk kez paranoya terimini kullanmıştır. Richard 

von Krafft-Ebbing paranoyanın ana semptomunun hezeyanlar olduğunu vurgulamıştır. Bu 

İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri

   111 

TÜRKİYE’DE SIK KARŞILAŞILAN PSİKİYATRİK HASTALIKLAR

Sempozyum Dizisi No:62   •Mart 2008   S:111-116



HEZEYANLI BOZUKLUK

Prof. Dr. B. Mert Savrun

        

Hezeyanlı Bozukluk

          

     112 

konu ile ilgili kapsamlı bilimsel çalışma 19 vakalık serisi ile Emil Kraepelin’den gelmiştir. 

Kraepelin, dementia precox, tablosuna benzeyen ancak, çok nadir görülen, yıkımın 

bulunmadığı, sabit, sistemli ve bizar olmayan hezeyanların bulunduğu kronik seyirli ayrı 

bir tabloyu tanımlayarak, paranoya adını vermiştir. Paranoyayı hezeyanların niteliğine 

bağlı olarak persekütör, grandiyöz, kıskançlık, erotomanik ve hipokondriyak olarak 

sınıfl andırmıştır. Kraepelin daha sonra hezeyanlara ilaveten işitme halüsinasyonlarının da 

eşlik ettiği ayrı bir alt grubu parafreni adıyla tanımlamıştır.

Paranoya teriminin sadece perseküsyon tipini çağrıştırması nedeniyle, 1977 yılında 

paranoya yerine hezeyanlı bozukluk terimi kullanılmaya başlanmıştır. Hezeyanlı bozuk-

luk terimi 1987 yılında DSM-III-R’de yerini almış ve halen bu başlık altında kullanılmaya 

devam etmektedir. Hem DSM-III-R hem de DSM-IV hezeyanlı bozukluk tanısı için 

Kraepelin’in kriterlerini kabul etmiştir. Tablo 1’de hezeyanlı bozukluğun tanı kriterleri 

verilmiştir. 



Tablo 1. Hezeyanlı Bozukluğun Tanı Kriterleri (DSM-IV-TR)

A.  En az bir ay süreli (izlenme, zehirlenme, hastalık bulaşması, uzaktan sevilme veya eşi ya 

da sevgilisi tarafından aldatılıyor olma, veya bir hastalığa sahip olma gibi, gerçek yaşamda 

ortaya çıkan durumları içeren) bizar olmayan –nonbizar- hezeyanlar.

B.  Şizofreni için A tanı kriterleri asla karşılanmaz. Not: Dokunma ve koku hallüsinasyonları 

hezeyanlı konu ile ilgili iseler hezeyanlı bozuklukta mevcut olabilirler. 

C. Hezeyan(lar)ın etkisi ve onun uzantılarından başka, işlevsellik bariz şekilde bozulmamıştır 

ve davranış aşikar şekilde acayip ya da bizar değildir. 

D. Duygudurum dönemleri hezeyanlarla birlikte ortaya çıkmışsa, onların toplam süresi 

hezeyanlı dönemlerin süresine göre kısa olmuştur. 

E.  Bozukluk, (bir kötüye kullanım drogu, bir ilaç gibi) bir maddenin direkt fi zyolojik etkilerinden 

veya genel bir medikal durumdan dolayı değildir. 

Tipini belirtin (hakim hezeyanlı konuya dayanan aşağıdaki tipler belirlenir)

Erotomanik tip: Özellikle yüksek konumu olan, bir başka kişinin kendisine aşık 

Olduğu hakkındaki hezeyanlar



Grandiyöz tip: Abartılmış değerde, güçte, bilgide, kimlikte ya da Tanrı veya

ünlü bir kişi ile özel ilişkide olduğu hakkında hezeyanlardır.



Kıskançlık tipi: Kişinin cinsel eşinin sadakatsız olduğu hakkında hezeyanlardır. 

Persekutuar tip: Kişinin (veya kişinin yakın olduğu birinin) bir şekilde kötü niyetli 

davrandığına ilişkin hezeyanlar.



Somatik tip: Kişinin bir fi zik kusuru ya da genel tıbbi bir duruma sahip olduğu   

hakkında hezeyandır. 



Mikst tip: Yukardaki tiplerden birden fazlası için karakteristik olan hezeyanlar 

vardır.  Ancak bunlardan hiçbiri daha belirgin değildir. 



Belirlenmemiş tip

Prof. Dr. B. Mert Savrun

   113 

Epidemiyoloji

Hastalığın doğası gereği yaşananlar gerçek olarak algılandığından ve hastanın hezeyanı 

dışında fonksiyonalitesi çok az bozulduğu için çevre tarafından da fark edilemediğinden 

psikiyatri kliniğine başvuru oldukça azdır. Psikiyatrik görüşme daha ziyade, bu vakaların 

sıklıkla adli makamlarla başları dertte olduğundan, mahkeme kanalı yoluyla olur. Bu 

yüzden bu hastalık hakkında sağlıklı epidemiyolojik verilere ulaşmak oldukça güçtür. 

ABD’de DSM-IV tanı kriterlerine göre sıklığı yaklaşık %0.025–0.003 olarak tahmin 

edilmektedir. 2007 yılında yapılan son araştırmada bu oran %018 olarak tesbit edilmiştir. 

Kadınlarda görülme erkeklere göre biraz daha fazladır. Son çalışmada kadınların %021’de 

görülürken erkeklerdeki oran %0.16 olarak bulunmuştur. Hastalık 18 ile 90 arasında her-

hangi bir yaşta başlasa da, en sık başlangıç 45–54 yaş arasında görülür. 

Klinik görünüm

DSM-IV’ e göre hezeyanlı bozukluk tanısı konabilmesi için hezeyanların en az bir ay 

süreyle devam etmesi şarttır. Hezeyanlar non-bizar, sistemli ve değişmez niteliktedir. İç 

görü her zaman bozuktur. Genellikle bir tane veya birbirleri ilişkili bir seri hezeyan vardır. 

Hezeyan ile ilişkili alanlar dışında genellikle fonksiyonellikte belirgin bir bozulma görül-

mez. Mizaç genellikle hezeyan ile uyumludur. Örneğin grandiyöz tipte hezeyanı olan-

larda mizaç öforik, perseküsyon tipinde aşırı şüphecidir. Bazen dışardan ekzantrik, garip 

bir görüntü çizseler de hekim olmayanlar tarafından anlaşılmaları güçtür. Hayatlarının 

odağında hezeyanları yer alır. Sürekli iddialarını destekleyen delillerin peşindedirler. 

Çevresindekileri hezeyanlarına inandırabilirler. İç görü olmadığı için ne tedavi ararlar ne 

de kendilerine yapılan tedavi telkinlerini kabul ederler. Öz bakımları gayet yerinde, aşırı 

dikkatli, genellikle mesafeli tiplerdir. Hezeyanları yüzünden başkalarına zarar verme ih-

timalleri yüksektir. Zaman zaman depresyona girebilirler. Hezeyanları için yardım ara-

masalar da depresyon nedeniyle hekime başvurabilirler. Bu nedenle orta yaşın üzerindeki 

her depresyonda hezeyanlı bozukluk mutlaka sorgulanmalıdır.

DSM-IV’ e göre içgörüsü yetersiz obsesif kompulsif bozukuluğu ve vücut dismorfi k 

bozukluğunu hezeyanlı bozukluktan ayırmanın güçlüğüne işaret eder. Bu yüzden iki 

tanının hezeyanlı bozuklukla birlikte konmasına izin verir.



Alt tipleri

Persekütuar (düşmanlık) tipi. Hezeyanlı bozukluğun en yaygın tipidir. Başkası veya 

başkaları tarafından kötülük gördüğüne/göreceğine inanır. Arkasından konuştuklarına, tak-

ip edildiklerine, kendileriyle uğraşıldığına, iftira atıldığına/atılacağına, zehirleneceklerine, 

gizlice uyuşturucuya maruz bırakılacaklarına inanırlar. Seçici dikkat belirgin şekilde 

artmıştır. Başkalarının özellikle perseküte oldukları kişilerin en ufak hareketlerini algılar 

ve abartırlar. Kötülük göreceklerine inandıkları kişi veya kişileri adli makamlara şikâyet 

edebilirler. Eğer adli makamların kendileri ile uğraştıklarına inanıyorlarsa onları bir üst 

makamlara şikayet ederler. Ellerinde sayısız şikayet dilekçesi vardır. Bazen hak aramanın 



        

Hezeyanlı Bozukluk

kendisi hezeyan olabilir. Eskilerin hak arama paronayası dedikleri tabloda, kişi sürekli 

Mahkemelere, Büyük Millet Meclisine hatta Cumhurbaşkanına dilekçe gönderirler. Bu 

kişiler sıklıkla gücenmiş, kızgın ve öfkeye meyillidirler. Kendilerine zarar verdiklerini 

veya vereceklerini düşündükleri kişilere karşı şiddete başvurabilirler. 

Kıskançlık tipi. Genel tema cinsel partnerin sadakatsizliğidir. Eşinin kendisi aldattığına 

başka biriyle olduğuna inanır. Bazen eş gerçekten de sadakatsiz davranabilir. Ancak bu 

durumda bile tepkinin büyüklüğü, aldatılma ile ilgili delil toplamaya gösterilen aşırı çaba, 

hezeyanı gösterebilir. Çeşitli ipuçları delil olarak değerlendirilir. Cep telefonları, faturalar, 

gidilen yerler sürekli araştırılır. Test etmek için, partner ile sürekli cinsel ilişki istenebilir. 

Eşin bu ilişki isteğine cevap vermemesi, başka biriyle olduğunun kesin kanıtıdır. Amaç 

eşi ile aşığını bir arada yakalamaktır. Ne kadar delil toplarlarsa toplasınlar, aldatılma ko-

nusunda asla kesin bir kanaate sahip olamazlar. Bu yüzden kendilerine göre buldukları her 

delil, yeni deliller bulmak için çabalarını arttırmalarına sebep olur. Hezeyanlı bozukluk 

içinde görülme sıklığının erkekte daha fazla görüldüğü yegâne alt tip budur. Eskiden Otel-

lo sendromu olarak da tanımlanmıştır. Başlangıç genellikle anidir. Vakaların bir kısmında 

erektil disfonksiyon bulunabilir ve hezeyanın ortaya çıkışını tetikleyebilir. Eşleri ölünc-

eye veya boşanıncaya kadar bu hezeyan sürer. Kıskançlık hezeyanında eşe karşı şiddet 

çok yaygındır. Vakaların bir kısmı eşin öldürülmesiyle sonlanabilir. Çevre genellikle bu 

tabloyu eşin kıskançlığı ile açıklarken, bazen hezeyanlara inanılıp, kişinin eşinin sadakati 

konusunda  şüpheye düşülebilir. Sorunun kendisinden kaynaklandığını düşünen eşin öz 

bakımı bozulabilir, içe kapanabilir, suçluluk duyguları gelişebilir ve sonuç olarak bir 

depresyon tablosu yerleşebilir. 



Erotomanik tip. Clérambault-Kandinsky kompleksi veya Passionelle psikozu olarak 

da adlandırılmış olan erotomani genellikle daha yüksek statüdeki birinin kendisine aşık 

olduğuna hezeyani bir şekilde inanılır. Bu tür kişilerde sosyal ve mesleki işlevsellikte 

başarısızlık söz konusudur. Yalnız ve genellikle cinsel açıda inhibe kişilerdir. Âşık 

olduğuna inanılan kişi kendisinden üst düzeyde bir mevkidedir. Genellikle birden başlar. 

İlk aşk objesi olabilir. Karşısındaki kişinin reddedici davranışlarını, rasyonalize ederek 

aslında kendisine aşık olduğunu ama her hangi bir sebepten dolayı böyle davrandığını 

düşünür. 

Erotomani sadece hezeyanlı bozuklukta değil birçok psikiyatrik tabloda ortaya çıkabilir. 

Erotomanili kişilerin çoğu hezeyanlı bozukluk dışında bir tanı almışlardır. 

Kişi hezeyanını gizlemeye teşebbüs etse de, telefon mesajları, hediyeler, çiçekler, 

ziyaretler hatta gizlice takip etme gibi yollarla aşık olunan kişi ile temas etme çabaları 

yaygındır. Erotomaniyi, yeni bir kategori olan takipçi tacizci (stalking) ile karıştırmamak 

gerekir. Burada takıntılı bir şekilde mağdur takip ve taciz edilir. Buradaki motivasyon 

hezeyan değildir. Antisosyal özellikler belirgindir.

Somatik tip. Bir fi ziksel kusurunun olduğuna veya ciddi bir hastalığının olduğuna dair 

yanlış inançla karakterize bir tablodur. Eskiden Monosemptomatik Hipokondriyak Psikoz 

olarak da adlandırılırdı. Hezeyanlı bozuklukla hipokondriyazis arasındaki temel fark, 

          

     114 


Prof. Dr. B. Mert Savrun

   115 

inancın derecesiyle ilgilidir. Aşırı anksiyete ve sürekli tetikte olma hali vardır. Şiddetli 

bir enfeksiyona yakalandığı, parazit infestasyonları ile vücudunun sarıldığı hezeyanları 

olabilir. Vücut sıvılarından kaynaklanan kokunun herkes tarafından duyulduğu, bedenin 

bazı organlarının çalışmadığı, derinin içinden böceklerin yürüdüğü, normal görülmesine 

rağmen vücudunda belirgin bir şekil bozukluğu olduğu şeklinde hezeyanlar da görülebilir. 

Genellikle her iki cins de eşit olarak etkilenmiştir. Bu hastalar genellikle ilk olarak derma-

tologlara, plastik cerrahlara, dahiliyecilere ve gastroenterologlara başvurur. Eğer farkına 

varılmazsa bir süre sonra hekimleri canlarından bezdirebilir. Özellikle plastik cerrahi 

operasyonlarından önce mutlaka psikiyatrik konsültasyonun gerekliği bu vakalar da çok 

daha belirgin şekilde ortaya çıkar. 

Garndiyöz tip. Megalomani olarak da adlandırılır.  İnsanların çoğunda olmayan bir 

takım özelliklere sahip olduğu ama anlaşılamadığı hezeyanı vardır. Tek başına görülmesi 

oldukça nadirdir. Genellikle başka psikiyatrik tablolarla beraber görülür. Bu yüzden ayrı 

bir alt tip olarak sınıfl andırılmasının gerekli olup olmadığı konusunda şüphelere vardır. 



Karma tip. Bir kişide aynı anda birden fazla hezeyanın olduğu durumlarda bu tanı 

konur.


Belirlenmemiş tip. Başka psikiyatrik ve nörolojik tablolar altında görülen özel 

hezeyanlar, tek başlarına olduğunda hezeyanlı bozukluk başlığı altında değerlendirilir. 

Capgras sendromu; tanıdığı kişilerin yerine aynı görünümdeki başka insanların geçirildiği 

hezeyanı. Cotard sendromu; statüsü ve organları dahil her şeyini kaybettiğine inandığı 

nihilistik hezeyan.

Ayırıcı tanı

Ayrıcı tanıda öncellikle diğer psikiyatrik tablolar dikkate alınmalıdır. Ayrıca bir çok 

dahili ve nörolojik hastalıkta hezeyanlar görülebilir. Hezeyanlara sebep olan toksik-

metabolik durumlar ve limbik sistem ile bazal gangliyonları etkileyen durumlar dikkate 

alınmalıdır. Alzheimer, Pick hastalığı, huntington koresi, Parkinson gibi hastalıklara 

ayırıcı tanıda mutlaka dikkat edilmelidir. Demansların çoğunda hezeyan vardır. Demans 

ve delirium dışlandıktan sonra ilaç ve madde kullanımı öyküsü dikkatlice alınmalıdır. Bu 

maddeler arasında hezeyana en sık sebep olan iki madde amfetamin ve kokaindir. Bazen 

yoğun alkol kullanımının sonucu olarak hezeyanlı tablolar ortaya çıkabilir.  Hezeyanlı 

bozuklukta madde kullanım öyküsü dikkatli bir şekilde araştırılmalıdır. 



Tedavi

Hezeyanlı bozukluk hastaları çok nadiren psikiyatrik bir yardım arayışına girerler. 

Daha ziyade başka branşlardaki hekimlerin veya mahkemelerin sevki ile psikiyatrik 

başvuru olur. Tedavide temel şart güvenilir bir hasta hekim ilişkisi kurmaktır. Hastaya 

güven telkin edilmeli, hezeyanları tartışılmamalı ya da kabul edilmiş gibi yapılmamalıdır. 


        

Hezeyanlı Bozukluk

          

     116 

Hastanın hezeyanlarına bağlı olarak şiddete eğilimli olduğu acil durumlarda mutlaka 

hastaneye yatırmak gerekir. Hezeyanlı bozukluğun tedavisinde antipsikotikler kullanılır. 

Antipsikotikler içinde etkili olduğu kabul edilen ilaçların başında pimozid gelir. Ancak 

hezeyanlı bozuklukta etkisi kesin olarak ortaya konmuş bir tedavi yoktur. Psikoterapiler 

kismi fayda sağlayabilir. 



Kaynaklar

1. Duran A. Başka psikotik bozukluklar.Cerrahpaşa Psikiyatri Kitabı. Ed. İlkay E. İstanbul  

     2002; 363-390

2.  Fennig S, Fochtmann LJ, Bromet EJ. Sanrılı Bozukluk ve Paylaşılmış Psikotik Bozukluk 

     Kaplan & Sadock’s Comrehensive Textbook of Psychiatry. Aydın H-Bozkurt A (Çeviri 

     Eds). Sekizinci Baskı. Güneş Kitabevi. 2007; 1525-1533.

3.  Rathbone J, McMonagle T. Pimozide for schizophrenia or related psychoses.

     Cochrane Database Syst Rev. 2007 Jul 18;(3):

4.  Perälä J, Suvisaari J, Saarni SI, Kuoppasalmi K, Isometsä E, Pirkola S, Partonen T, Tuulio-

     Henriksson A, Hintikka J, Kieseppä T, Härkänen T, Koskinen S, Lönnqvist J. Lifetime  

     prevalence of psychotic and bipolar I disorders in a general population. Arch Gen 

    Psychiatry. 2007 Jan;64(1):19-28. 

5.  Taylor PJ. Delusional disorder and delusions: is there a risk of violence in social 

    interactions about the core symptom? Behav Sci Law. 2006;24(3):313-31. 



        





Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©www.azkurs.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə