Nİsan ayi astim konulu yayinlar: European Monitoring asthma in children erj



Yüklə 27,19 Kb.
tarix01.01.2017
ölçüsü27,19 Kb.
NİSAN AYI ASTIM KONULU YAYINLAR:

European Monitoring asthma in children (ERJ 2015;45(4): 906-925)

Astımda hedef tam kontrol olup bunun için klinik kontrollerde hastanın düzenli monitorizasyonu gereklidir. Bu ERS Task Force’u, astımlı çocuklarda semptom, bronş hiperreaktivite ve inflamasyonun en uygun nasıl kullanılacağını kanıtlar eşliğinde sunmaktadır. Bu konuda yardımcı solunum fonksiyon testi, bronş provokasyonu ve inflamatuvar belirteçler gibi tetkiklerden astımlı çocuklarda kullanılabilirliği olanlar detaylı anlatılmıştır.Tedavi ilişkili konular, komorbiditeler, ve çevresel faktörler özetlenmiştir.



Gebelikte maternal vitamin D ve E tüketiminin çocuklarda astımla ilişikisi (ERJ 2015;45(4): 1027-1036)

Çocuklarda (n: 1924) besin sıklığı anketiyle vitamin D ve E ve plamza α-tocopherol düzeyleri doğum öncesi, 1, 2, 5 ve 10 yaşlarında longitidunal olarak izlendi. Gebelikte maternal vitamin D tüketimi 10 yaşında doktor tanılı astım ile negatif ilişkili (OR: 0.86, %95 CI 0.74–0.99), maternal vitamin E tüketimi 10 yaşına kadar doktor tanılı astım ile negatif ilişkili (OR 0.89, %95 CI 0.81–0.99) bulundu. 11.gestasyonal haftada maternal plazma α-tocopherol astım tedavisi kullanmakla negatif ilişkili bulunmuştur (OR: 0.52, %95 CI 0.31–0.87). Maternal vitamin D ve E düzeylerinin düşüklüğünün hayatın ilk 10 yılında astım gelişim riskini arttırdığı sonucuna varılmıştır.



Serum 25-hidroksivitamin D düzeyleri ve erişkin astımlı hastalarda akciğer fonksiyonları: HUNT Çalışması (ERJ April 1, 2015; 45(4): 1019-1026)

Nord-Trøndelag Sağlik Çalışması kapsamında 760 erişkin astımlı hastada 25-hidroxi-vitamin D (25(OH)D) düzeyleri, cinsiyet ve allerjik rinit faktörleri ile değerlendirilmiştir. Astımlıların %44’ünde 25(OH)D düzeyi düşük bulunmuştur (<50 nmol·L−1). Bu astım kohortunda allerjik rinitlilerde serum 25(OH)D düzeyi <50 nmol·L−1 akciğer fonksiyonuyla ilişkili bulunmamıştır. Allerjik riniti olmayan astımlı erkeklerde, serum 25(OH)D düzeyi <50 nmol·L−1 düşük FEV1/FVC oranıyla ilişkilendirilmiştir. (β=−8.60%; 95% CI: −%16.95– −%0.25). Sonuç olarak allerjik riniti olmayan astımlı erkek hastalar haricinde düşük serum 25(OH)D düzeyi havayolu kısıtlanması ile ilişkili değildir.



Erişkinlerin astım inhaler tedavisine uyumu: Gözlemsel çalışmaların sistematik derlemesi (ERJ 2015; 45(4): 994-1018)

Astım ilaçlarının düzenli kullanılmaması kötü astım kontrolü ve artmış sağlık harcamaları ile birliktedir. Bu çalışma, erişkin astımlılarda ilaca bağlılığı inceleyen 1990–2014 yılları arası araştırmaların derlemesidir. Toplam 51 çalışma, temelde ilaca uyum ile ileri yaş ve inhaler karşı inançlar arasında ilişki bulmuştur. Ancak çalışmaların farklı metodolojilerle yapılması erişkinlerin astım inhalerlerine uyumu ile ilgili genel sonuçlara varılmasına izin vermemektedir.

Orta-ağır astımlı hastalarda inhaler glukokortikosteroidin Albuterol ilişkili bronkodilatasyona akut etkisi (Chest. 2015;147(4):1037-1042)

İnhale kortikosteroidin (İKS) albuterolin bronkodilatasyon etkisini akut olarak nasıl etkilediği araştırılmıştır. 15 astım hastasına (ort FEV1, %62 ± %3) inhaler albuterol (180 μg) verildikten 15 dk sonra ve İKS (mometazon-400 μg) veya plasebo albuterolle eş zamanlı veya 30dk önce verildikten sonra FEV1 değişikliği (ΔFEV1) ve havayolu kan akımı değişikliği (ΔQaw) belirlendi. Sonuçta ΔFEV1, İKS+albuterolle artarken (P < .05), İKS ile hafif arttı, ΔQaw ise hem İKS+albuterolle hem de tek başına İKS ile belirgin arttı (P < .005 ve P < .05). Yani tek doz İKS standard doz inhaler albuterolin FEV1 artırıcı etkisini potansiye edebiliyor. Bu etki havayollarında albuterolle tetiklenen vazodilasyonun kuvvetlendirilmesine bağlanabilir.



25 hidroksivitamin D’nin astımda rolü: sistematik derleme (Allergy 2015;70: 339–354)

Bu sistemik derleme; vitamin D ve astım insidansı, prevalansı, şiddeti ve atakları inceleyen çalışmaların bir sentezini yapmıştır. Toplamda 23 çalışmanın (2 vaka-kontrol, 12 kohort, 9 cross-sectional) metaanalizi yapıldı. Genelde kanıtlar yüksek vitamin D düzeyi ile astım atak riskinin azaldığı yönündeydi. Ancak vitamin D ve astım insidansı, prevalansı ve şiddeti yönündeki sonuçların kanıtları zayıf bulundu. Çalışmaların metodolojisi çok heterojen olmakla beraber vitamin D replasmanının astım ataklarını önlemede etkili olabileceği düşünülmekte ve bunun daha çok klinik çalışma ile desteklenmesi gerektiği vurgulanmıştır.



Genel anestezi esnasında anafilaktik bronkospazm astımla ilişkili değil (Allergy 70 (2015) 453–456)

Astımlı olmak anafilaktik şokta mortaliteyi arttıran risk faktörüdür, fakat bu ilişkinin intraoperatif geçerliliği bilinmemektedir. Bu çalışma retrospektif olarak intraoperatif anafilaktik şok yaşamış 106 hastayı inceledi. %57’side IgE aracılı reaksiyon kanıtlanırken,%27’sinin astımı vardı.Lojistik regresyon analizinde bronkospazmla ilişkili tek faktör nöromuskuler bloker kullanımı olarak bulundu. Bu sonuçlar genel anestezi altında bronkospazm mekanizmasının astımdan farklı olduğunu ve astım yerine anafilaktik şok kabul edilmesi gerektiğini göstermektedir.



Ağır astımda kalsiyum kanal blokörleri havayolu remodelingini azaltmaktadır: kanıta dayalı çalışma (American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine 2015; 191(8):  876-883)

Ağır astımda bronş düz kas kitlesi (BDK) artışı havayollarının remodelinginin tipik bir özelliği olup tedaviye direnç ve kötü prognozla ilişkilidir. In vitro olarak Ca2+-kanal blokörü “gallopamilin” BDK proliferasyonunu azaltabildiği gösterilmiştir. Çift-kör, randomize, plasebo kontrollü bu çalışmada ağır astımlı 16 kişi gallopamil, 15 kişi plaseboyu 1 yıl boyunca kullanmıştır. Gallopamil alan grupta BDK azalmış, ilaçsız takip döneminde astım atak sayısı plasebodan daha düşük bulunmuştur. Gallopamilin belirgin yan etkisi gözlenmemiştir.



İnsan trakea ve ana bronş düz kasları astımda normal yanıtlılık göstermiştir (American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine 2015;191(8): 884-893.
Havayolu düz kası (BDK), bronş hiperreaktivitesinde önemliyken astımda kontraktilitesinin intransik olarak nasıl değiştiği bilinmemektedir. Astımlılarda BDK kontraktilitesini etkileyen faktörler araştırıldı. İnsan trakea ve ana bronşları diseke edildi. Astımlılarda kontrole göre BDK daha hiposensitifti, ama trakea ve ana bronşun metakoline reaktivitesi ve yüksüz doku kısalma hızı (Vmaks) farklı değildi. Yaş, beden kitle indeksi, cinsiyet, duyarlılık, reaktivite ve Vmaks arasında korelasyon bulunmadı. Bu sonuçlar bazı hayvan çalışmalarının aksine insan trakea ve ana bronş düz kas kontraktilitesinin astımda artmadığını göstermektedir. Bu sonuçlara göre BDK Vmaks, astımda bronş hiperreaktivitesine katılmamaktadır. Ancak çok değişkenliliği göz önüne alırsak astımda BDK’nın hiperreaktiviteye etkisine karar verilemez.

Yüklə 27,19 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©www.azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə